hayata dair kısa notlar
eşsiz yaratıcının izniyle.
as-salamu 'alaykum internet,
her şey yaşandı ve bitti.
yerin altına götürebileceklerimizi,
ve kimsenin götüremediklerini,
çok geç olmadan anlayalım.
hiçbir şeyi boşa harcayacak lüksümüz yok
hayat üç bölümdür: dünyayı değiştireceğini sandığın, dünyanın değişmeyeceğine inandığın ve dünyanın seni değiştirdiğine emin olduğun. -jps
2003 yılında ilk blog içeriğimi yazmaya başladığım zamanı anımsıyorum. o zamanlar içeriye yazacak bir tecrübem, fikrim veya yolunda yürüdüğüm, mesai harcadığım şeyler yok denecek kadar azdı. hayat gerçekten çok hızlı akıp gidiyor. göz açıp kapayıncaya kadar her şey değişiyor. ehliyet alıp direksiyona geçme hayalini kurduğum yıllar çok uzaktalar. 2010 yılına 2040 yılından daha uzaktayız.
hayal kırıklığına uğradığım çok şey oldu ama bttf manyetik hoverboard'a bu yıllarda bineceğimize inanmıştım. nasip değilmiş.
telefonumun ekranını minimal yapma düşüncesi ile dikkat dağıtıcı tüm unsurları aradan çıkartma kararı aldım. önce sürekli ötüp duran nehaber uygulamasının bildirimlerini kapattım, sonra renkli alengirli cazibesi yüksek ikonları olan uygulamaları tek tek silmeye başladım. en sonunda uygulama isimlerinin sadece metin olarak bulunduğu, renksiz, ikonsuz, albenisiz, gündüzleri sepya arkaplan, geceleri loş arkaplan temasıyla bir _launcher_ kurdum.
en çok ilgimi çeken özelliği ise günün ilerleyişini yüzde olarak sunması oldu. sabah 5-6 sularında günün %30larının bitmiş olması, öğlen 12 de ise %50yi tamamlamış olmak. farklı bir düşünce eşiği açıyor.
altered carbon kitabında -ve tabi dizisinde- bahsedildiği gibi. bir insan ömrü tüm bunlar için yeterli değil. bazen aynı anda yapmak istediğim tüm hedeflerimi, projelerimi, planlarımı yazmaya başladığımda bile yoruluyorum.
içinde bulunduğumuz "modern" dünyanın bize sunduğu telaş çağından hepimiz kendi nasibimize düşeni alıyoruz. bazen çok fazla boğulup gidiyoruz bu sahteliğin içinde. asıl gayemizi, yaratılış esprimizi unutuyoruz.
bilginin bu kadar kolay erişilebilir ve çeşitlilik kazandığı bir dönemde, eskiye nazaran daha az talep görmesi yeryüzünde sıkışmışlık hissimi daha da perçinliyor. tıpkı matrix'te çok güzel betimlenen o malum sistemin içinde bir diğer sıradan çinko karbon pil olduğumuz gerçeği. kendimizi kandırmayı bırakmalıyız.
akıl edip düşünmez misiniz?
bizleri düşünmekten,
akıl etmekten alıkoyan,
tek tip giydiren,
toplumları hipnoz eden,
siyaset ve spor,
sürekli telefon kaydırttıran,
gündemleri belirleyen,
dikkat süresini saniyelere indirgeyen,
sunulan içeriği sorgusuzca tükettiren,
algoritmaların,
düşünce yapımızı nasıl ele geçirdiğini,
hiç düşündünüz mü?
dilimizden fatiha'yı filizlendiren eşsiz yaratıcıya hamd olsun, içimde umudunu yeşerttiğim fidanlar var. hepsinin ihtiyacı birbirinden farklı. bazıları geceleri olgunlaşıyor, bazıları ise günün ilk ışıklarıyla. bazıları sürekli ilgi bekliyor, bazıları ise sukûn halinde.
bu kez birlikte düşünelim, akletmeye çalışalım.
toptan sarılalım yüce kurana
bu kez film setinde değiliz. spoiler da yemiyoruz, sonuçların farkındayız. ne yaparsak, ne ile meşgul olursak, kimlerle beraber olursak, nasıl bir hayat bizi bekliyor, bunu çok kolay simüle edebiliriz.
bir şeyler yapmak lazım.
sadece cesetimiz arıza vermiyor.
ruhumuz da veriyor.
diz..bel..boyun..kulak..göz..burun..diş..mide..kalp. liste uzar.
peki ya ruhumuzun yaralarına ne yapacağız? hangi mr gösterir ruhun noksanlarını? hangi uzuv arıza verirse bir uzmanına gideriz. peki ruhumuzun şifası nerededir? bizi her an sorgusuz sualsiz kabul eden, hiç cevapsız bırakmayan, bizleri insan kadrosundan kabul edip değer veren, duruşumuzdan kıyam olduran, dilimizden fatiha filizlendiren, huzuruna kabul eden eşsiz yaratıcıdan başka yerde değildir.
kariyerimizde hızlı ilerlemek, gelişmek ve öğrenmek için ingilizce'ye sarıldığımız gibi, kulluk kariyerimiz için de reçete oldukça basit: tüm noksanlıklardan uzak olan Allah'a, gözyaşına secdelerle yön veren kutlu elçi, Efendimiz aleyhisselatu vesselama, ve eşsiz yaratıcının kelamı, kerim olan kuran'a toptan sarılmalıyız.
velhasılı kelam, dünyaya dar gelen, telaş çağının dışında kalan düşüncelerimi bir araya getirmek, bazen dertleşmek, bazen fikirlerimi sunmak, bazen sadece susmak için burada olacağım.
wa akhiru dawana enilhamdulillahi rabbil alamin.

0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home